Görkemli kiliseleri, hakim tepelerdeki kaleleriyle bir masal ülkesini anımsatan Çoruh Vadisi, farklı tarihi dönemlerin izlerini taşır.

Bayburt - İspir - Yusufeli hattındaki kalelerin yoğunluğu, bölgenin çok eskiden beri güvenliğinin sağlandığının kanıtıdır. Bakır başta olmak üzere maden kaynakları bakımından zengin bir coğrafyada, maden yataklarını kontrol altında bulundurabilmek ve kısa zamanda Karadeniz sahiline ulaştırabilmek için Çoruh Vadisi vazgeçilmez bir öneme sahip olmuştur.



Barhal Kilisesi

Barhal Manastırı Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Altıparmak Köyü’nde Parhal Çayı’nın sağındaki yamaçtadır. Manastırdan günümüze bir kilise ve iki şapel ulaşmıştır.
973 tarihinde Şatberdi Manastırı’nda kopya edilen “Parhal İncili”ne göre manastır, Gürcü Kralı David Magistros (krallığı, 961-1001) tarafından 961-973 yılları arasında inşa ettirilmiş olmalıdır. Elyazmasında manastır kilisesinin Vaftizci Yahya’ya adandığı belirtilir.
Gürcü kralı Büyük Aleksander (krallığı, 1412-1442) döneminde, kilisenin güneyindeki giriş açıklığı önüne bir mekan eklenir. Orta nefin güney duvarındaki kırmızı boya ile yazılan yazıtta, kilisenin, Patrik VIII. İovan (patrikliği 1495-1507) döneminde onarıldığı belirtilir. 1518 yılında, Atabek Kvarkvare tarafından, kilisenin batı girişi önüne yeni bir mekan eklenir. Kilisenin güney ve batı girişi önüne eklenen mekanlar günümüze ulaşmamıştır. Kilise 17. yüzyılın ortalarından bu yana cami olarak kullanılmaktadır.
Parhal Manastırı Kilisesi, 28.40x18.65 m. boyutlarında üç nefli bazilikal planlıdır. Kilise planı ve boyutları ile Yusufeli Dört Kilise Manastır Kilisesi ile büyük benzerlik gösterir.
Kiliseye kuzey, güney ve batı duvarı ortasındaki üç kapı açıklığından girilir. Kilisenin camiye çevrilmesi sırasında kuzey ve güneydeki girişler örülerek kapatılmış, güneydeki giriş mihrap olarak düzenlenmiştir. İçte orta nef, yan neflerden daha geniş ve yüksek tutulmuş olup nef ayrımı, haç planlı dört çift paye ve bunları bağlayan yarım daire kemerlerle sağlanır. Orta nefin doğusunda yarım daire planlı apsis ve apsisin iki yanında iki katlı birer oda bulunur. Odaların yan neflere açılan kapı ve pencereleri kilisenin camiye çevrilmesinden sonra kapatılmıştır.
Orta nefin batısında, sonradan eklenen bir galeri katı vardır. Galeri katı, dikdörtgen biçimli, iki serbest, iki duvar payesi ve bunları bağlayan yarım daire kemerlerle taşınır. İç mekan 36 pencere ile aydınlatılır.
Üç basamaklı platform üzerine oturan kilise düzgün kesme taş kullanılarak dolgu duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Duvar tekniği ve taş kullanımı, özenli bir işçilik gösterir. Yayınlarda kilisenin apsisinin freskolarla bezeli olduğu belirtilse de günümüzde sıva ile kaplıdır.
Toprak kayması sonucu kilisenin dış zemin seviyesi yükselmiştir. Kilisenin doğu ve batı cepheleri merkeze doğru giderek yükselen yedi; kuzey ve güney cepheleri eş yükseklikte on yarım daire kemerli kör arkadlarla hareketlendirilmiştir. Yan neflerin çatıların üzerinden görünen, orta nefin kuzey ve güney duvarlarında, eş yükseklikte oniki yarım daire kör kemer bulunur. Orta nef dıştan çift pahlı çatı, yan nefler ise tek pahlı çatı ile örtülüdür.
Yapının cepheleri ve pencere kemerlerinde, bitkisel ve geometrik motifler ile figürlü bezemeler görülür. Batı ve kuzey cephede, pencerelerin üst hizasında yoğunlaşan figürlü bezemeler arasında, kuzeydeki iki pencerenin üzerinde bir aslan ve karşılıklı iki tavuskuşu, güney kapının sağındaki pencerenin üzerinde kollarını iki yana açmış sakallı ve uzun etekli tunik giyen erkek figürleri dikkati çeker. Yanındaki yazıtta “Teodore” adı ile kaydedilen erkek figürü, yapının mimarı olarak yorumlanır. Güney kapının solunda ise üstte koruyucu ve güç sembolü olarak tek başına bir arslan kabartması bulunur. Doğu cephede ve içte nef ayrımını sağlayan kemerlerin yüzeyinde, palmetler, kıvrık dallar ve dilimlerden oluşan bitkisel bezeme ile haç motifleri ve geometrik motifler uygulanmıştır. Güney cephede ise kırmızı boya ile yapılmış ışın motifleri bulunur.
Kilisenin güneyindeki tepede, manastıra ait iki şapel yer alır. Şapeller, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı ve yarım yuvarlak apsislidir. Şapellerin örtü sistemi, büyük ölçüde çökmüştür. Ancak kalan izlerden, örtünün beşik tonoz, apsiste ise yarım kubbe olduğu anlaşılır.

 

 
 
 

İşhan Manastırı (Kanlı Kilise)

İşhanKöyün içinde bulunan İşhan Manastırı,  9.yüzyılın ilk yarısında yapılmış ve kilise ile şapelden (küçük kilise) oluşmaktadır. Manastırı Bagratlı Gürcüler yaptırmıştır. Manastır piskoposluk makamı olarak da kullanılmış ve bu görevini 16.yüzyıla kadar (Osmanlıların Artvin ve çevresini ele geçirene kadar) devam ettirmiştir. Osmanlılar Artvin ve çevresini ele geçirdikten sonra manastırın batıya bakan tarafı camiye dönüştürülmüş ve bu sayede yapının harap olması da engellenmiştir. Cami olarak ibadete açık konumda olması ise 1983 yılına kadar devam etmiştir. Şu anda kilise bölümü de cami bölümü de kullanılmamaktadır.     

Manastır her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti kendisine çekmektedir.Turistler köyün ekonomisine katkıda bulunduğu gibi, aynı zamanda köyün ve yöremizin tanıtımı için de oldukça iyi bir fırsat sağlamış olmaktadırlar.

Ulaşım
Yusufeli ilçe merkezine 34 km uzaklıktadır. Olur-Oltu güzergahı üzerinde ilerlerken sol tarafta yoldan 10km kadar iç kısımdadır.

Neden İşhan Kilisesi'ne Kanlı Kilise deniyor?
İşhan Kilisesi, onarımını üstlenen güzel Elen uğruna (bölgedeki Selçuklu kale beylerinden birinin kızı) nice canlar verildiği için "Kanlı Kilise" olarak da anılıyor. İlk kan, Selçuklu döneminde kilisenin onarımı sırasında çıkan bir isyanda aktı. Ardından bey kızı "Elen" ile evlenmek isteyenler, 2km uzaklıktan oklarını kilisenin üzerinden aşırtamadıkları için öldürüldü. Bu olaylardan sonra "Kanlı Kilise" diye anılan İşhan Kilisesi tüm olumsuzluklara rağmen hala ayakta.     

İşhan Kilisesi'nin yıllarca toprak altında bulunduğu ve Selçuklu döneminde bulunarak onarıldığı ilgili kaynaklarda yer alıyor. Köylüler ise kiliseyle ilgili bir takım enteresan hikayeler anlatıyor. En çok bilinen ve anlatılanlardan birisi ise şu: Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat'ın elçisi Veliddin Ağa, bölgede bulunan Livana ve Tavusker kalelerinden vergi almak için gönderilir. Veliddin Ağa, İşhan Köyü'ndeki tarihi kiliseyi görür ve buranın üniversiteye dönüştürüldüğünde halkın kendilerine bağlanacağını Keykubat'a önerir. Alaattin Keykubat,bir sonraki sene Keyrüsrev Ağa'nın başkanlığındaki bir grubu, kiliseyi onarması için İşhan'a gönderir. Kilisenin onarımı 8 yıl sürer. Bu sekiz yıl içerisinde büyük bir isyan çıkar ve Keyhüsrev Ağa görevden alınır. Kilisenin onarılması görevini bu kez bölgedeki kale beylerinden birinin kızı olan "Elen" üstlenir. Elen'in güzelliği dillere destandır. Bir gün, kendisiyle evlenmek isteyenler arasından seçim yapmak için bir yarış düzenler. Elen,yarışmacıların kiliseden 2 km uzaklıkta bulunan mezarlıktan bir ok atacaklarını, kilisenin üstünden aşıran kişiyle evleneceğini, aşıramayanların ise okun düştüğü yerde öldürüp, oraya gömüleceğini söyler. Güzel Elen ile evlenme hayali, birçok delikanlıyı bu yarışa çeker. Ancak birçoğu oklarının düştüğü yerde öldürülür. Gençler arasından birinin attığı ok tam kilisenin üstüne düşer, o da kiliseye gömülür. Şu anda kilisenin önündeki ardıç ağacının, oku kilisenin üzerine düşen bu gencin gömüldüğü yerde biten ağaç olduğu da söylenir. Oku kilisenin üzerinden aşırmayı başarabilen tek kişi ise bir Türk genci olan Şerif Bey'dir. Ancak o da, oku attıktan sonra heyecanla atını hızlı koşturup,bir ağaca çarpıp ölür. Şerif Bey'in gömüldüğü yere Ramazan ayının 27.gecesi ışık düştüğü söylentileri yayılır. Bu olaydan sonra Elen kilisenin onarımında görev yapan Yahudi bir ustaya âşık olur. Ancak Yahudi usta da, kilisenin onarımı sırasında üzerine düşen bir taşın altında kalarak can verir. İşte tüm bu olaylar,tarihi İşhan Kilisesi'nin "Kanlı Kilise" olarak anılmasına sebep olur.



 
Tekkale (Dört Kilise) Manastırı


Günümüze kadar ulaşabilmeyi başarmış Tekkale Manastırı, köyün mezrasında, yerleşim yerlerinden uzakta bulunmaktadır. Manastır, 9.yüzyıl sonunda Bağrat Krallığı tarafından yapılmıştır. Çok karışık bir yapıya sahiptir.Tekkale Manastırı,kilise,seminer odası,trapeza ve bu yapı grubunun güneydoğusunda ayrı bir yapı olarak inşa edilen şapelden oluşmaktadır. Zaten kiliseye dört kilise de denmesinin sebebini bir önceki cümlemde bahsettiğim ayrı dört yapıdan oluşuyor olmasından kaynaklandığını düşünüyorum (doğru olmayabilir, araştırıp doğru olup olmadığını en yakın zamanda buraya yazacağım). Manastır, 16.yüzyıldan sonra işlevini yitirmiş ve terk edilmiştir. Tekkale Köyü'nün 7km kuzeyinde , Yusufeli ilçe merkezine 14 km uzaklıkta bulunmaktadır.


 
Pırnallı (Porta) Manastırı - Bağlık Mezrası


Artvin Merkez ilçeye bağlı Pırnallı köyünün Bağlık mevkiinde bulunmaktadır. Kral 1. Aşot'un torunu Prens Khaouli tarafından 896-918 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Bir çan kulesi, bir şapel ve bir çeşmeden oluşmaktadır. Manastırın yerleşim planına bakıldığında Tao Klarjheti bölgesinin o dönemlerdeki en önemli kültür ve dini merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Manastıra, Artvin-Şavşat karayolunun 30. km.sinden sonra 5 km.lik yaya patika yolla ulaşılmaktadır.




Hamamlı (Dolishane) Manastırı

Hamamlı (Dolishane) Manastırı, manastırın kitabelerine göre, zamanın İberya Kralı Sumbath (945-958) tarafından, mimar Gabriel'e yaptırılmıştır. Artvin il merkezine bağlı Hamamlı Köyü'nde bulunmaktadır ve Artvin il merkezine 32 km. uzaklıktadır. 14.yüzyıla kadar manastır işlevini sürdüren yapı, 16.yüzyılda Osmanlılar'ın Artvin ve çevresini ele geçirmesiyle cami haline dönüştürülmüştür. 1958 yılında kısmen onarılmıştır ve şu anda Köyün camisi olarak halen işlevini sürdürmektedir. Cami, eskiden bir manastır olduğundan dolayı caminin ismi "Kilise Camii"dir. Manastırın güneye bakan tarafında bulunan işlemeli güneş saati günümüze kadar ulaşabilmeyi başarmış ve dönemin mimari anlayışını yansıtan etkileyici bir örnektir.
 

Bağcılar Manastırı

Köyün girişindeki meyilli arazinin düzeltilmesi sonucu elde edilen alan üzerinde kurulan manastır; kilise, şapel ve diğer yapılardan oluşmakta olup, zamanımıza oldukça harap bir şekilde ulaşmıştır. Artvin'den kiralanacak bir araçla veya köy servisleriyle ulaşım sağlanabilir.


 
 
Kaçkal Manastırı Alabalık Köyü


Rahip Grigor Kanzda tarafından VIII. yy.'ın sonunda Bagratlılar Döneminde kurulduğu o döneme ait yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır. Yer yer tahrip olmasına rağmen halen ayakta olan yapı, herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır. Alabalık Köyü'nün (Veranabağ) Dere Mahallesi (Ahalt) sınırları içerisinde, meskun mahalden uzak, oldukça meyilli arazi üzerinde yükselen kaya kütlesi eteğine, mimari beceri ve zorlamalarla inşa edilen yapı, sadece kiliseden ibarettir.


 

Cevizli Manastırı Cevizli Köyü


Şavşat ilçesi Cevizli köyünde olup İlçe merkezine 14 km. uzaklıktadır. Yapı, 899-914 yılları arasında bölgeye hakim olan Bagratlı Prenslerinden Aşot Koukhi döneminde yaptırılmıştır. Kiliseye, Artvin'den veya Şavşat İlçesinden araç kiralanarak veya Şavşat ilçesinden kalkan köy servisleri ile ulaşım sağlanabilir.

 

 
İbrikli Kilisesi İbrikli Köyü-Fındıklı Mahallesi


Borçka ilçesine 20 km. mesafedeki İbrikli köyündedir. Ortaçağ dönemi Bagratlı eserlerindendir. Kiliseye, Artvin'den veya Borçka ilçesinden araç kiralanarak veya Borçka ilçesinden kalkan köy servisleri ile ulaşım sağlanabilir.

 
 

Artvin (Livana) Kalesi

Ortaçağ'da yörede yaşayan Hıristiyan medeniyetince, yani Bagratlılar tarafından X.yy.'da (M.Ö.937 Bagratlar) kurulmuş olmalıdır. Stratejik konumu itibariyle Osmanlılar zamanında temin edilerek kullanılmıştır.

 

Şavşat (Satlel) Kalesi

Bagratid Krallığı kalelerine olan benzerliği de dikkate alındığında kalenin, günümüze ulaşan şekliyle IX.yy.'da kurulmuş olduğu söylenebilir. Bundan sonra bir zaman Atabeklerin; XVI.yy.'da Osmanlıların eline geçen kaleden, XVII. yy.'ın ortasında bölgeyi dolaşan ünlü seyyahımız Evliya Çelebi "Ocaklık olarak idare edilebilir. Şavşadistan içinde sarp bir yerdir." diye bahsedilir.

 
 
 
 


Çoruh Nehri

Çoruh Nehri dünyanın en heyecan verici nehirlerinden biridir; görkemli Kaçkar Dağları boyunca akan tertemiz berrak sular, su sporları meraklılarını rafting ve nehir kanosu yapmaya çağırır.

Devamı..




Doğal Yaşam

Çoruh Vadisi, yırtıcı kuş göçü açısından öneminin yanısıra üreyen Sakallı Akbaba (Gypaetus barbatus), Kızıl Akbaba (Gyps fulvus), Kara Akbaba (Aegypius monachus), Dağ Horozu (Tetrao mlokosiewiczi) ve Urkeklik (Tetraogallus caspius) popülasyonları nedeniyle Önemli Kuş Alanı statüsündedir.



Çoruh Vadisi doğa meraklılarını
nadir ve endemik bitki türleri, kuş
ve kelebekleri ile baştan çıkarır.

Bio Çeşitlilik

Çoruh Vadisi, Türkiye’nin en görkemli doğa alanlarından biridir. Zengin biyolojik çeşitliliği Türkiye ve dünyada eşsizdir.

Devamı..





Çoruh Vadisi'nde rafting - kayak, trekking
ve dağ bisikleti gibi

doğa sporlarını en
ideal şekilde yapabilme imkanları bulunmaktadır
Muhteşem yürüyüş parkurları meraklılarını beklemektedir.

Devamı..




Rafting




Treking

(Yürüyüş Sporu)



Biking

(Dağ Bisikleti)

 
 

 

 


<fotoğraf galerisi >

Click here to access photo gallery ..







 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Altıparmak (Barhal) Köyü, Yusufeli - Artvin / TURKİYE
T:+90(0)466 8262071 F:+90(0)466 8262014

2010 © Barhal Karahan Pension
 
info@karahanpension.com Home Page